Zihnimizin Çıkmaz Sokağı

Ana Sayfa » Bilgi Notu » Zihnimizin Çıkmaz Sokağı
Paylaş
Tarih : 27 Ekim 2016 - 10:20

yazar

Çok tekrar ettiğim gibi; her insanın duygu ve zihin yönünden donanımı ayrı ayrıdır . Aklının ve duygularının harmanlaması müşahhastır,özeldir ve tektir. İnsan ontolojik açıdan olduğu gibi, psikolojik açıdanda“ tektir ve biriciktir.” Parmak izi gibi,yürüyüşü gibi, düşünme metodu da kendine özgüdür.

Bu  özgünlük olmazsa,normal insan kendisini budanmış hisseder.

Ağacın budanması sanattır lakin insanın budanması çaresizlik kafesine hapsetmektir. Ağaçları bodurlaştırma işlemine Bonsai sanatı denir. Ağaç ne kadar bodur kalırsa sanat o derece iyi icra edilmiş olur.  Bu yöntem  insanda da sonuç verir. Sadece ne kadar budayacağınıza karar vermeniz yeterli olur.

Kurbağa kaynar suya atıldığında can havliyle zıplayarak kaynar sudan kurtulur. Aynı kurbağayı soğuk suya koyup suyu yavaş yavaş ısıttığınızda az öncekinden daha kaynar olsa bile haşlandığını hissetmez. Hatta keyiften dört köşe olur. Taklalar atarak yüzer.

Güçlü ve kuvvetli olmak ile pire kadar olmak arasında  zihinsel budanmışlık açısından bir fark yoktur. Fark olmadığıyla ilgili  örnekler çoktur.

Duygularımıza ve zihnimize blokajı kendimiz koyarız. Beynimize ördüğümüz duvarların yıkılması için kalınlığını değil,gerçekliğini ölçmemiz gerekir.

Herhangi bir konuda, derinlemesine bilgi sahibi olmayan, sentez ve analiz yapmayan insanları yönlendirmek kolaydır. Onların algı sensörlerini istediğiniz gibi ayarlayabilirsiniz. Hangi frekansta kalmalı, hangi bandta olması gerektiğini sabitleyebilirsiniz.

Akıl sahibi olmakla fikir sahibi olmak arasındaki fark vardır. Aklına çok güvenen farkına sonra varacağı algı körlüğü yaşar.

Elektronik ekranda güvenlik nedeniyle her hamleden önce sayı ve harf dizilişi değişir.

 

İnsanın Analiz kabiliyetinin gelişmesi için her dönem beynin nöron dizilişi farklıdır.

Bazılarının duyduğunu, gördüğünü, hissettiğini hemen kabul etmesi tek düze, sabit aypili bir canlı aygıta dönüşmesindendir.Nöron dizilişindeki değişikliğin farkına bile varmaz.

Bilgiyi yorumlama, sentez (ayrı ve farklı olanları bir araya getirme işlemi) ve analiz etme, çabasına girmek fikir sahibi olmayı gerektirir.

“Ne,neden,nasıl, kim, ne kadar, ne ile” sorularından en az bir kaçına mantıklı izahatlar yapar.

Bir konu hakkında zihinsel egzersiz yapmak düşünce ve bilgi derinliği gerektirir.

Bu sebepten olsa gerek insanımız bilgi ve belgeye dayalı olmayan konularda konuşmayı tartışmayı pek bir sever haldedir.

Söze dayalı, günü birlik tüketilen slogan kültürünün sebebi de budur.

 

“Sirklere çıkarılan Filler, daha yavruyken ayağından  iple bir yere bağlanır. Önceleri kurtulmak için çırpınır, çabalar. İpi ne kadar çekiştirse de gücü ipi koparmaya, bağlı olduğu yerden kurtulmaya yetmez. Denemekten vazgeçer.Başaramaz. Zamanla büyüyen fil artık mücadele etmekten vazgeçmiştir. Koskoca fil o engeli aşmak için artık hiç çaba sarfetmez ve ayağındaki ipin uzunluğu kadar mesafede kalır.

 

Pirenin”çaresizliğe alışması da  farklı değildir.

Pirenin normalde 50 cm zıplar. Pireyi yüksekliği 30 cm olan cam kavanoza koyarlar. Kavanozun ağzını kapatırlar. Kavanozun altından ısıtırlar. Pire ısındıkça zıplar ve zıpladıkça kapağa çarpar. Bir süre sonra pire kapağa çarpmamak için 29 cm sıçrar ve düşer. Ama kapağa çarpmaz. Pire duruma alıştıktan sonra kavanozun kapağı açılır. Pire gene 29 cm sıçrıyor. Halbuki eskiden 50 cm sıçrardı. Pire artık 29 cm’ den fazla sıçrayamayacağını öğrenir.,

 

         İnsanın çaresizlik algısı da   böyle bir şeydir. “Gerçek” çaresizlik algısıdır. Şartlar zaviyesinden değerlendirdiğimizde gerçekten çaresiz olmadığımız halde sorunlarımızı çözmek için çaba göstermemeyi, vazgeçmeyi öğrenmiş olmaktır.

İnsana yapabileceğinin üstünde boyunu aşan görev ve sorumluluklar verip daha sonra bak yapamadın demek yanlıştır. Çünkü bu durumun sürekli tekrar edilmesi  başaramayacağım duygusunu yaşatır. Zihnini o davranışa kapatır.

Küçük şeylerle başlayıp, adımlar büyütülmeli.

Örneğin bardak taşımamış çocuğa tepsiyi taşıtmak olmaz. Düşürebilir.

Akademik başarıda da tedrici olmak gerek. Ulaşabileceği gerçek hedef belirlenmeli. Hiç dereceye girmemiş çocuktan birincilik beklenmez.

 

Derste her kızdığında öğrencilerin kulaklarını iki metal para arasına sıkıştırıpsürekli olarak; Fatih Sultan Mehmet sizin yaşınızda İstanbul’u Fethetmişti bire tembeller, yaramazlar diyerek hakaret eden tarih öğretmenine,(o zaman diyemedik ama şimdi diyorum)“Hocam Sen Akşemseddin oldunda bizmi Fatih olmadık?”

Maalesef  bizim mahallenin zatı şahaneleri Akşemseddin olamadan,Fatih yetiştirme fantezisinde.

Öğretmen Platformu

Etiketler :

SPONSOR REKLAMLAR

BENZER HABERLER

Bebeğiniz için zeka geliştirici oyunlar
Bebeğiniz için zeka geliştirici oyunlar

6-9 Aylık bebekler için zeka geliştirici oyunlar   Değerli anne babalar bebeğinizin zeka gelişimi için 0-6 yaşlar hayati önem taşımaktadır.

Çocuğu Ders Çalışmayan Ailelere Öneriler
Çocuğu Ders Çalışmayan Ailelere Öneriler

Okullarımızda ailelerin şikayet ettiği konuların başında geliyor çocuklarının ders çalışmamaları. Gerçi sadece aileler değil öğretmenler

Waldorf Eğitim Sistemi ve Waldorf Okulları

Waldorf Eğitim sistemi nedir? Son yıllarda Türkiye’de ve dünyada  devlet politikaları güdümündeki eğitim sistemlerine ve müfredatlarına

Facebook Hesabınızla Bu Habere Yorum Yapabilirsiniz

Yorum Yap

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz

Protected by WP Anti Spam